FEEDJIT Live Traffic Map

My Blogger Panel 4

My Blogger Panel 3

My Blogger Panel

Mfo - Milli Park

Powered By Blogger

"everytiing ffor TURKEY"

4 Haziran 2007 Pazartesi

Hem batıcı hem de Anti-Komünist Yeni Devir/ 17 Temmuz 1977

"Asıl meseleyi karmaşık hale sokan geleneksel yapısına kapitalizm şırınga edilmiş ülkelerin

marksizmle olan ilişkileridir."



Hem batıcı hem de Anti-Komünist


Hem batıcı hem de Anti-Komünist

Yeni Devir/ 17 Temmuz 1977

Yahudi – Hıristiyan köklü ve Batı medeniyetinin yükselme dönemlerini bünyesinde yaşamamış ülkelerin meseleleri bu özellikleri taşımayan ülkelerinkinden çok değişik.

Kendi iç dinamikleriyle bugünkü modern sanayi toplumuna ulaşmış ülkeler sosyalizmle olan alış-verişlerini rahat ve düzgün bir tarzda ayarlamak şansına sahipler.

Çünkü sosyalizm ve onun bugün en rağbetteki şekli Marksizm içinde doğduğu toplum yapısının tabii bir ürünü.


Asıl meseleyi karmaşık hale sokan geleneksel yapısına kapitalizm şırınga edilmiş ülkelerin marksizmle olan ilişkileridir.



Daha önce dile getirdiğimiz gibi Batı medeniyeti bir küldür. Bu bütünlük içinde Marksizm veya burjuva düşüncesi kısa ve uzun paslaşmalarla hayatlarını sürdüreceklerse buna kimse şaşmaz. Bakın Karl Marx kendi ürünleri hakkında neler söylüyor:

(Marx’tan Joseph Weydemeyer’e 5 Mart 1852 tarihli mektup)

<… Kendimle ilgili olarak şunu söyleyebilirim ki, modern toplumdaki sınıfların ne varlığı ne de aralarındaki mücadeleyi keşfetmiş olma şerefi bana ait değildir.

Benden çok önce bazı burjuva tarihçiler, bu sınıf mücadelesinin tarihi gelişimini anlatmışlar, birtakım burjuva iktisatçılar ise bunun iktisadi anatomisini ifade etmişlerdi.

Yeni olarak yaptığım şundan ibaretti:

1. sınıfların varlığının, sadece üretimin belirli tarihi gelişim evrelerine bağlı olduğunu;

2. sınıf mücadelesinin zorunlu olarak proletarya egemenliğine götüreceğini;

3. bizzat bu egemenliğin bütün sınıfların kalkmasına ve sınıfsız bir toplumun kurulmasına geçişten ibaret olduğunu göstermek…>


Bu satırlardan anlaşılacağı gibi bugün dünya ölçüsünde Marksizm diye bilinen şey aslında Avrupa düşüncesinin tabii akışı içinde bir uğraktan ibarettir.

Yani sınıf mücadelesi denilince marksizmin akla gelmesi yanlıştır.

Doğrudan Batı düşüncesinin bir yaklaşımıdır bu açıklama. Üstelik Marx’ın benimdir dediği düşüncelerin hiçbiri genel kabul görmüş düşünceler değildir.

Bunların her biri bizzat marksistler tarafından doğruluğundan şüphe edilir hale sokulmuştur.

Bir kere sınıf kavramı çok değişken olduğu ve üzerinde tereddütsüz anlaşılabilecek kıstaslardan mahrum olduğu için ne tarihteki sınıfların üretimle olan münasebetinde ne de bugünkü sosyalist toplumların sınıf yapılarında berraklık sağlanamamıştır.

Proletarya kavramı son teknolojik gelişme karşısında tanınamaz hale gelmiş, sınıfsız toplum düşü de tahfif edilir olmuştur.

(Bu konularda: Bkz. Ideology In Social Science, ed. Robin Blackburn, Fontana, 1972) Açıkçası Karl Marx Marksist teorinin yalnızca ideolojik yanına katkıda bulunmuştur.

Marksizmi bir bilim değil bir ihtilal ideolojisi olarak tezgahlayan bizzat Marx’tır. Marksizmin bilim olan öteki yüzü ise Avrupa düşüncesinin ana ırmağı içinde akışına devam etmektedir.

Avrokomünizm kelimesini meydana getiren iki kavramdan birincisi esastır. İkinci Dünya Savaşını mihver devletleri kazansa idi adı belki de Avrofaşizm olacak bir ideolojinin imkanları milletin kafasını işgal edecekti bugün.

Bütün bu görüşler muvacehesinde Türkiye veya herhangi bir İslami geçmişe sahip ülkede bir batıcının sosyalizme, marksizme karşı olması anlaşılabilir bir hal değildir.


Yani bu batıcılar (ki ortalıkta pek görünmüyorlar) Avrupa’ya tutsak olmuş kafa yapısını reddetmeden marksizmi reddedebileceklerini mi sanıyorlar?

Onlar da bilirler bunun imkansızlığını ama hem Batıcı hem anti-marksist olan herkeste görülen fikri samimiyetsizlik, düşünce ahlaksızlığı, beyin-mide bağlantısı peşlerini koyvermiyor ki.

Hiç yorum yok:

Hakkımda

Türkiye
www.okuryazar.co.cc

İLKHABER SEN DE BİR MEDYASIN. İLKHABER

bloglaşmadan bloglama

hoşgeldiniz.